İnsanlığımızı Ne Zaman Kaybettik?  Gazeteci Yazar Sevgi Yıldız’ın Kaleminden

İnsanlığımızı Ne Zaman Kaybettik? Gazeteci Yazar Sevgi Yıldız’ın Kaleminden

İnsanlığımızı Ne Zaman Kaybettik? Gazeteci Yazar Sevgi Yıldız’ın Kaleminden

ABONE OL
Ağustos 4, 2026 08:23
İnsanlığımızı Ne Zaman Kaybettik?  Gazeteci Yazar Sevgi Yıldız’ın Kaleminden
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İnsanlığımızı Ne Zaman Kaybettik?

Gazeteci Yazar Sevgi Yıldız’ın Kaleminden

Bir zamanlar insanlar, bir ağacın gölgesinde dinlenmeyi huzur sayardı.

Bir kuşun sabah ötüşü umut, bir derenin sesi ise hayatın kendisi olurdu.

Bugün ise aynı insanlar, kendi elleriyle doğayı yok ediyor, hayvanların yaşam alanlarını ellerinden alıyor, birbirlerine acımasızca zarar vermekten çekinmiyor.

Sormak istiyorum…

Bu dünyanın sahibi gerçekten biz miyiz?

Kesilen her ağaçla birlikte sadece bir gövde mi devriliyor, yoksa geleceğimiz de sessizce toprağa mı düşüyor?

Zehirlenen her nehirde sadece balıklar mı ölüyor, yoksa insanlığın vicdanı da mı boğuluyor?

Sokakta aç bırakılan, tekmelenen, işkence gören bir hayvanın gözlerindeki korkuyu görebiliyor muyuz? O da acı çekiyor…

O da can taşıyor… O da yaşamak istiyor.

Peki ya insanlar?

Savaşlar, şiddet, nefret, öfke…

Birbirimize karşı kullandığımız kırıcı sözler bile bazen en ağır yaraları açıyor.

Merhametin yerini öfke, sevginin yerini çıkar, vicdanın yerini ise sessizlik aldı.

Doğa bize emanet edildi. Hayvanlar bize emanet edildi.

Birbirimiz de bize emanet edildik.

Ama biz bu emanete sahip çıkmak yerine, onu acımasızca tüketiyoruz.

Bugün yanan bir orman sadece ağaçları yakmıyor.

Kuşların yuvasını, yavruların geleceğini, toprağın bereketini ve çocuklarımızın nefesini de yakıyor.

Bugün öldürülen bir hayvan sadece bir can değil; vicdanımızdan koparılan bir parçadır.

Bugün haksızlığa uğrayan bir insan yalnız değildir.

Sessiz kalan herkes, o acının bir parçası hâline gelir.

Ve şimdi en ağır soruyu sormanın zamanı geldi:

Bütün bu yapılanların hesabını kim verecek?

Kesilen ormanların, kirletilen denizlerin, zehirlenen toprağın, öldürülen hayvanların, gözyaşı döken çocukların ve acı çeken insanların hesabını kim verecek?

Belki mahkemeler herkesi yargılayamayacak…

Belki birçok suç cezasız kalacak…

Ama vicdanın mahkemesi vardır.

Tarihin hafızası vardır.

Ve yapılan hiçbir kötülük sonsuza kadar unutulmaz.

İnsan olmak; güçlü olmak değil, merhametli olabilmektir.

Bir kap su bırakabilmek…

Bir fidan dikebilmek…

Yaralı bir hayvanı kurtarabilmek…

Düşenin elinden tutabilmek…

İşte gerçek insanlık budur.

Gelin, çocuklarımıza nefret değil sevgi bırakalım.

Ormanları betonlara değil, kuşlara bırakalım.

Denizleri çöplere değil, balıklara bırakalım.

Sokakları korkuya değil, umutla yaşayan canlara bırakalım.

Çünkü dünya yalnızca insanların değil; nefes alan her canlının ortak evidir.

Unutmayalım…

Vicdanını kaybeden bir insan, aslında her şeyini kaybetmiştir.

Merhametin yeniden yeşerdiği, insanların birbirine sevgiyle baktığı, hayvanların korkmadan yaşayabildiği ve doğanın yeniden nefes alabildiği bir dünya umuduyla…

En az 10 karakter gerekli

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.