TÜRKİYE’DE PARASIZLIĞIN GERÇEK NEDENİ: KİMLER YÖNETTİ, NEYİ EKSİK YAPTI, FATURAYI KİM ÖDEDİ?
  • Sadakat Haber
  • Uncategorized
  • TÜRKİYE’DE PARASIZLIĞIN GERÇEK NEDENİ: KİMLER YÖNETTİ, NEYİ EKSİK YAPTI, FATURAYI KİM ÖDEDİ?

TÜRKİYE’DE PARASIZLIĞIN GERÇEK NEDENİ: KİMLER YÖNETTİ, NEYİ EKSİK YAPTI, FATURAYI KİM ÖDEDİ?

HAYATIN ANLAMI BAZEN YOLLARIN AYRILMASIYLA KESİŞİR

ABONE OL
Ocak 3, 2026 21:15
TÜRKİYE’DE PARASIZLIĞIN GERÇEK NEDENİ: KİMLER YÖNETTİ, NEYİ EKSİK YAPTI, FATURAYI KİM ÖDEDİ?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye’de toplumun geniş kesimlerini kuşatan parasızlık, yoksulluk ve geçim sıkıntısı; tek bir iktidarın, tek bir liderin ya da tek bir dönemin eseri değildir. Bu tablo, 1980’lerden itibaren uygulanan ekonomik tercihler zincirinin, siyasal cesaretsizliklerin, popülist vaatlerin ve üretimden uzaklaşmanın birikimli sonucudur. Turgut Özal’dan bugüne uzanan süreç, bu gerçeği açık biçimde ortaya koymaktadır.

TURGUT ÖZAL DÖNEMİ: KAPILAR AÇILDI, DUVARLAR KURULMADI

Turgut Özal, Türkiye’yi kapalı ekonomiden küresel sisteme entegre eden isimdir. İhracata dayalı büyüme, serbest piyasa, döviz serbestisi gibi adımlar dönemin ruhuna uygundu. Ancak kritik bir eksiklik vardı:
Üretim altyapısı güçlendirilmeden, sanayi ve tarım korunmadan piyasa serbest bırakıldı. Türkiye tüketen ama ürettiği katma değer sınırlı bir yapıya sürüklendi.
Kısa vadede refah algısı oluştu, uzun vadede ise dışa bağımlılık derinleşti.

1990’LAR: KOALİSYONLAR, SAVRULMA VE KAYIP YILLAR

1990’lar ekonomik istikrarsızlığın, yüksek enflasyonun ve siyasi parçalanmışlığın yıllarıdır. Sık sık değişen hükümetler, günü kurtaran kararlar aldı.
Bu dönemde parasızlığın temel nedeni şuydu:
Devlet, plan yapmadı; sadece borçlandı.
Üretim teşvik edilmedi, bütçe disiplininden vazgeçildi, kamu kaynakları verimsiz kullanıldı. Enflasyon halktan gizli bir vergi gibi işledi ve en ağır bedeli dar gelirli ödedi.

2001 KRİZİ: BİR ÇÖKÜŞÜN FOTOĞRAFI

2001 krizi, sadece bir finans krizi değil; devlet aklının iflasıydı. Bankacılık sistemi çöktü, milyonlar işsiz kaldı.
Bu kriz şunu net gösterdi:
Ekonomi yönetimi siyasi hesaplara kurban edildiğinde, parasızlık kaçınılmaz olur.

2002 SONRASI: İSTİKRAR, SONRA ALIŞKANLIK

2002 sonrası dönemde mali disiplin, IMF programları ve küresel sermaye girişleriyle ciddi bir toparlanma yaşandı.
Ancak zamanla kritik bir hata tekrarlandı:
İstikrar, üretim reformuna dönüştürülemedi.
Ucuz kredi, inşaat ve tüketim odaklı büyüme tercih edildi. Sanayi, teknoloji, tarım ikinci plana itildi. Paranın kendisi amaç haline geldi; değer üreten ekonomi kurulamadı.

SON YILLAR: PARANIN DEĞERİ DEĞİL, EMEĞİN DEĞERİ KAYBOLDU

Günümüzde yaşanan parasızlık sadece gelir düşüklüğü değildir. Asıl sorun, emeğin değersizleşmesidir.
Bir ülkede insanlar çalıştığı halde geçinemiyorsa, sorun tembelliğin değil sistemin sorunudur.
Kur politikaları, yüksek enflasyon, öngörülemezlik ve hukuki güvensizlik; paranın hızla değer kaybetmesine yol açtı. Tasarruf cezalandırıldı, borçlanma normalleştirildi.

TOPLUM NEDEN HEP AYNI FATURAYI ÖDÜYOR?

Çünkü Türkiye’de ekonomi çoğu zaman şu anlayışla yönetildi:
“Bugünü kurtar, yarını sonra düşün.”
Seçim kazanmak için dağıtılan kaynaklar, gelecek nesillerin borcu haline geldi. Hiçbir dönem, acı ama gerekli reformlar topluma dürüstçe anlatılmadı.

GERÇEK SORU ŞUDUR: PARASIZLIĞIN TEK SORUMLUSU KİM?

Tek bir isim yok.
Tek bir parti yok.
Ama ortak bir zihniyet var:
Üretmeden tüketmeyi normal gören, uzun vadeyi erteleyen, topluma gerçeği söylemekten kaçan yönetim anlayışı.

PARASIZLIK KADER DEĞİL, TERCİHLERİN SONUCUDUR

Türkiye fakir bir ülke değildir.
Ama yanlış yönetilen bir ülkedir.
Toplumun parasızlığı; alınmayan önlemlerin, ertelenen reformların ve cesaretsiz kararların bedelidir.
Bu tablo değişebilir.
Ancak bunun için ilk şart şudur:
Gerçekle yüzleşmek.
Suçu sadece geçmişe ya da sadece bugüne atmadan, zincirin tamamını görmek.
Bu yazı, bir dönemi değil; bir zihniyeti sorgulamak için kaleme alınmıştır.
Çünkü parasızlık, sadece cebin değil; yönetim aklının da boşalmasıdır.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r