Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu siyasal ve toplumsal vizyon, yalnızca bir yönetim anlayışının değil; bir medeniyet tasavvurunun ifadesidir. Onun söyleminde sıkça vurgulanan temel unsur, bu milletin harcının maddi değil manevi değerlerle yoğrulmuş olduğudur.
Bu milletin mayasında İslam vardır’ifadesi, tarihsel bir tespit olmanın ötesinde, kimlik inşasına dair güçlü bir vurgudur. Çünkü Anadolu coğrafyasında bin yıldır varlığını sürdüren millet bilinci; etnik kökenle değil, ortak iman, ortak ideal ve ortak kader anlayışıyla şekillenmiştir.
MANEVİ DEĞERLER
BİR MİLLETİ AYAKTA TUTAN GÖRÜNMEZ KOLONLAR
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın altını çizdiği gerçek şudur.
Bir milleti millet yapan yalnızca sınırlar değildir. Bayrak, toprak ve devlet; ancak onları ayakta tutan ruhla anlam kazanır.
Ezan…
Kur’an…
Peygamber sevgisi…
Ramazan…
Oruç…
Zekât ve sadaka…
Bu kavramlar, yalnızca ibadet ritüelleri değil.
toplumsal dayanışmanın, merhametin, fedakârlığın ve sadakatin taşıyıcı sütunlarıdır.
Bir toplumun temelinden bu değerler çekip alındığında geriye kuru bir kalabalık kalır. Tarih şuuru zayıflar, istikbal iddiası silikleşir. Çünkü tarih, imanla yazılmıştır, gelecek de aynı ruhla inşa edilir.
ÜÇ KITAYA HUZUR GÖTÜREN MEDENİYETİN HARCI
Erdoğan’ın işaret ettiği bir diğer önemli nokta, geçmişten bugüne uzanan medeniyet zinciridir.
Bu topraklardan yükselen büyük devletler, yalnızca askeri kudretle değil, adalet ve merhamet anlayışıyla üç kıtada iz bırakmıştır. Devletin harcında Kur’an’ın adalet ilkesi, Peygamber sevgisinin şefkati ve imanın direnci vardır.
Tarih boyunca kurulan büyük medeniyetlerin arkasındaki itici güç; bir dünya görüşü, bir ahlak anlayışı ve bir sorumluluk bilincidir. İşte bu bilinç, sadakatin ta kendisidir.
İnanca sadakat
Millete sadakat
Tarihe sadakat
Geleceğe sadakat
SADAKAT. BİRLİĞİN VE DİRENİŞİN ANAHTARI
Bu millet farklılıklarıyla zengindir. Fakat farklılıkların üzerinde birleştirici bir çatı vardır: Manevi değerler.
Erdoğan’ın söylemi, ayrıştırıcı değil, kökleri hatırlatıcıdır. Çünkü kökünü unutan bir ağaç ayakta kalamaz. Kökünü koruyan ise fırtınalara karşı dimdik durur.
Sadakat kavramı burada yalnızca bir siyasi bağlılık anlamına gelmez. Sadakat.
Emanete sahip çıkmaktır.
Değerlere bağlı kalmaktır.
Zor zamanlarda safını terk etmemektir.
Millet olma bilinci de tam olarak burada şekillenir.
TARİH VE İSTİKBAL ARASINDAKİ KÖPRÜ
Geriye ne tarih kalır ne istikbal kalır’ sözü, bir uyarıdan çok bir bilinç çağrısıdır.
Tarih,ezanın gölgesinde yazılmıştır.
İstikbal, aynı ruhla inşa edilecektir.
Bir milletin hafızası silinirse, yönü de kaybolur. Bu nedenle Erdoğan’ın vurguladığı medeniyet perspektifi, geçmişi romantize etmek değil, geçmişten güç alarak geleceği şekillendirmektir.
MİLLETİN RUHU, DEVLETİN GÜCÜ
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu yaklaşım, Türkiye’nin yalnızca ekonomik veya siyasi kalkınma hedeflerinden ibaret olmadığını gösteriyor. Asıl mesele, milletin ruh köklerini canlı tutmaktır.
Ezanın sustuğu, Kur’an’ın rehberliğinin yok sayıldığı, Peygamber sevgisinin silikleştirildiği bir toplumda; birlik zedelenir, tarih bilinci kaybolur, devlet fikri zayıflar.
Ancak imanla yoğrulmuş bir toplumda.
sadakat diriliştir,
sadakat direniştir,
sadakat geleceğin teminatıdır.
Ve bu anlayış, millet olmanın en derin anlamıdır.
#yolumuzislamyolu #yolumuzhakyolu #yolumuzmuhammetyolu #sadakathabermedya #termesondakika #tccumhurbaşkanlığı #cumhurbaşanıerdoğan
#ahmetcemalpeker