AV.HASAN DEMİR’İN KALEMİNDEN

AV.HASAN DEMİR’İN KALEMİNDEN

SADAKATHABER AJANSI

ABONE OL
Ocak 26, 2026 12:58
AV.HASAN DEMİR’İN KALEMİNDEN
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Sivil toplum kuruluşları ile siyasi partiler, demokratik katılımın ve ortak aklın kurumsal zeminleridir. Bu yapıların varlık nedeni; belirli kişilerin sürekli yönetimde kalması değil, farklı görüşlerin ve yeni kadroların önünü açmaktır. Ne var ki uygulamada bu ilkenin sıkça ihlal edildiği görülmektedir.

Birçok kurumda başkanlık ve yöneticilik görevleri, süreli ve geçici bir sorumluluk olmaktan çıkmış; fiilen kalıcı bir statüye dönüşmüştür. Tüzüklerde yazılı olan sınırlamalar ya dolanılmakta ya da etkisiz hale getirilmektedir. Seçimler yapılmakta, ancak sonuçlar neredeyse değişmemektedir. Bu durum, şeklen demokratik; fiilen ise kapalı bir yönetim anlayışına işaret etmektedir.

Uzun süre aynı koltukta kalan yöneticilerin en temel sorunu, denetlenebilirliktir. Zamanla eleştiri mekanizmaları zayıflar, farklı görüşler “uyumsuzluk” gerekçesiyle dışlanır. Kurum, tüzel kişiliği olan bağımsız bir yapı olmaktan çıkar; belirli kişilerin kimliğiyle anılır hale gelir. Bu ise kurumsallaşmanın değil, kişiselleşmenin göstergesidir.

Hukuki ve yönetsel açıdan bakıldığında, görev devri bir zafiyet değil; sağlıklı işleyen bir sistemin zorunlu unsurudur. Yetkinin el değiştirmesi, kuruma zarar vermez. Aksine, yeni yöneticilerle birlikte hesap verebilirlik güçlenir, vizyon tazelenir ve toplumsal temsil niteliği artar.

Özellikle sivil toplum alanında, gençlerin ve farklı bakış açılarının yönetime dahil edilmediği yapılar, zamanla toplumdan kopmaya mahkûmdur. Sürekli aynı isimlerin ön planda olduğu kurumlar, sorun üretir; çözüm üretemez.

Gerçek liderlik; görev süresi boyunca yetkisini kişisel güç alanına dönüştürmemek ve süresi dolduğunda o görevi hukuka, ahlaka ve kurumsal akla uygun biçimde devredebilmektir. Koltuğu bırakmayı bilmeyenlerin, aslında o koltuğu hiç hak etmediği gerçeği göz ardı edilmemelidir.

Bugün ihtiyaç duyulan şey; koltukların korunması değil, kurumların korunmasıdır. Kişiler gelir geçer, kurumlar kalır. Bu ilke unutulduğunda, hem sivil toplum hem siyaset meşruiyet kaybına uğrar.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r