Küresel güç dengelerinin hızla değiştiği bir dönemde, ABD merkezli düşünce kuruluşları ve stratejik analiz çevrelerinden gelen değerlendirmeler, Türkiye’nin merkezinde yer aldığı yeni bir jeopolitik mimarinin şekillenmekte olduğuna işaret ediyor. Washington’daki güvenlik ve dış politika çevrelerinde yayımlanan son analizlerde, Türkiye’nin liderlik kapasitesi, diplomatik manevra alanı ve çok kutuplu dünya düzenindeki konumu dikkat çekici biçimde öne çıkarılıyor.
ABD’li stratejistlere göre, Türkiye; yalnızca bölgesel bir aktör olmanın ötesine geçerek, Asya, Avrupa ve Orta Doğu ekseninde yeni bir denge kurucu güç haline geldi. Bu analizlerde özellikle üç büyük ülkenin Türkiye öncülüğünde stratejik uyum sürecine girmesinin, küresel sistemde köklü bir kırılmaya yol açabileceği vurgulanıyor. Söz konusu ülkelerin ekonomik kapasite, askeri caydırıcılık ve diplomatik etki alanları dikkate alındığında, ortaya çıkan tablo’alternatif bir küresel merkez’ihtimalini güçlendiriyor.
ABD’li analistler, Ankara’nın son yıllarda izlediği çok boyutlu dış politikanın klasik ittifak kalıplarını aştığını ve Türkiye’yi’denge kuran lider ülke’konumuna taşıdığını belirtiyor. Savunma sanayiindeki yerlileşme hamleleri, enerji koridorları üzerindeki belirleyici rol, tahıl krizi, göç yönetimi ve savaş bölgelerinde yürütülen arabuluculuk faaliyetleri, Türkiye’nin yalnızca kriz yöneten değil, kriz çözen bir aktör olarak algılanmasını sağlıyor.
Özellikle üç büyük ülke arasında şekillenen bu yeni yakınlaşmanın, askeri bir bloktan ziyade
ekonomik, diplomatik ve stratejik koordinasyona dayalı bir yapı olduğu ifade ediliyor. ABD’de yapılan değerlendirmelerde, bu birlikteliğin Batı merkezli küresel düzenin tek belirleyici güç olma iddiasını zayıflattığı ve çok kutuplu sistemin fiilen hayata geçtiğinin göstergesi olduğu yorumu öne çıkıyor.
Analizlerde dikkat çeken bir diğer unsur ise Türkiye’nin bu süreçte lider ama dayatmacı olmayan” bir çizgi izlemesi. Ankara’nın, ortak çıkarlar temelinde hareket eden, egemenlik hassasiyetlerini gözeten ve karşılıklı kazancı önceleyen yaklaşımı, söz konusu ülkeler nezdinde güven artırıcı bir faktör olarak değerlendiriliyor. ABD’li uzmanlara göre bu durum, Türkiye’yi klasik güç merkezlerinden ayıran en önemli özelliklerden biri olarak öne çıkarıyor.
Washington kulislerinde dile getirilen değerlendirmelerde, Türkiye liderliğinde şekillenen bu yeni düzenin, küresel ticaret yollarından enerji güvenliğine, savunma politikalarından diplomatik bloklaşmalara kadar birçok alanda domino etkisi yaratabileceği belirtiliyor. Özellikle Avrupa’nın güvenlik mimarisi, Orta Doğu’daki güç dengeleri ve Asya ile Batı arasındaki ekonomik geçiş hatları açısından Türkiye’nin vazgeçilmez bir aktör haline geldiği ifade ediliyor.
ABD’li analizler, bu sürecin henüz başlangıç aşamasında olduğunu vurgularken, Türkiye’nin stratejik sabrı, kurumsal kapasitesi ve liderlik vizyonunun belirleyici olacağını da not ediyor. Mevcut göstergeler ise, Ankara’nın küresel sistemde edilgen bir konumdan çıkarak, oyunu kuran ve yön veren ülkeler arasında yerini sağlamlaştırdığına işaret ediyor.
Uluslararası kamuoyunda giderek daha yüksek sesle dile getirilen bu değerlendirmeler, Türkiye’nin liderliğinde şekillenen yeni düzenin, yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte sonuçlar doğuracak bir dönüşüm sürecini başlattığını ortaya koyuyor.
Haber: Cemal Peker
GÜNDEM
9 saat önceUNCATEGORİZED
2 gün önceGÜNDEM
2 gün önceGÜNDEM
2 gün önceGÜNDEM
2 gün önceGÜNDEM
2 gün önceGÜNDEM
7 gün önce
2
DSP TERME İLÇE BAŞKANI HÜSEYİN BOZ, ANKARA’DA BAKANLARLA VE MİLLETVEKİLLERİYLE TERMENİN GELECEĞİ İÇİN MASAYA OTURDU
5633 kez okundu
4
TERME İÇİN YENİ BİR BAŞLANGIÇ! ANAHTAR Partisi, Terme’de Güçlü Bir İsmi Göreve Getirdi: Musa Kurun İlçe Başkanı Oldu!
4814 kez okundu
5
TERME’DE ŞEFFAF YÖNETİMİN EN GÜZEL ÖRNEĞİ:
3747 kez okundu