BAŞKANLIK KOLTUĞUNDA NASIL BİR KERAMET VAR Kİ, VERİLEN SÖZLER UNUTULUYOR?

BAŞKANLIK KOLTUĞUNDA NASIL BİR KERAMET VAR Kİ, VERİLEN SÖZLER UNUTULUYOR?
HABER KAYNAĞI: SADAKAT HABER – BÖRÜK TÜRK HABER – VATAN MEDYA – GAZETECİ YAZAR HASAN MESUT EKMEN
Seçim dönemleri geldiğinde meydanlar dolar, kürsüler kurulur, mikrofonlar açılır. Birbirinden güzel vaatler havada uçuşur. Çocuklardan bahsedilir, eğitimden bahsedilir, gençlikten bahsedilir, geleceğimizden bahsedilir. “Her şey çocuklarımız için” denilir. “Gençler bizim geleceğimizdir” denilir. “Eğitime her türlü desteği vereceğiz” denilir.
Peki seçim bittiğinde ne oluyor?
İnsan ister istemez şu soruyu sormadan edemiyor:
Başkanlık koltuğunda nasıl bir keramet var ki, o koltuğa oturulduktan sonra verilen sözlerin büyük bölümü unutuluyor?
Sorun gerçekten koltukta mı?
Yoksa koltuğa oturan insanların zamanla değişmesinde mi?
İşte yıllardır anlamakta en çok zorlandığım konu budur.
Ben hem ulusal hem de yerel basında görev yapan bir gazeteciyim. Batman Bağımsız Gazetesi’nde yıllardır halkın sesi olmaya çalışan bir gazeteci olarak sayısız olaya şahit oldum. Ancak üç yıl önce yaşadığım bir olay, hâlâ yüreğimde ilk günkü gibi durmaktadır.
Gazeteciler Günü dolayısıyla Gercüş’teki ilkokul öğrencileri arasında bir gazetecilik yarışması düzenledik.
Amacımız çok büyüktü ama isteğimiz çok küçüktü.
Birinciye bir dizüstü bilgisayar…
İkinci ve üçüncüye birer tablet…
Hepsi bu kadar…
Bugünün rakamlarıyla belki çok daha büyük paralar konuşuluyor ama o günlerde bunun maliyeti yaklaşık 15 bin liraydı.
Çocuklarımız için…
Geleceğimiz için…
Okuyan, araştıran, yazan minikler için…
Destek bulabilmek adına Batman’da birçok kapıyı çaldım.
Sanayi Odası’na gittim.
İş insanlarının kapısını çaldım.
İş adamları derneklerine gittim.
Üç yıldızlı ve beş yıldızlı otellerin kapısını çaldım.
İsmini vermek istemediğim, Batman’ın tanınmış marka kuyumcularına kadar gittim.
Ne yazık ki beklediğim desteği göremedim.
En çok da beni üzen, şehrin ekonomik gücünü temsil eden kurumların ve bazı iş dünyası temsilcilerinin çocuklarımız için düzenlenen bu anlamlı yarışmaya destek vermemesi oldu.
Daha da acısı…
Bazıları destek veremeyeceklerini söylemekle kalmadı; kendi mağduriyetlerini anlattılar.
Onları dinledim.
Öyle içten anlattılar ki gerçekten üzüldüm.
“Demek ki durumları gerçekten zordur.” dedim.
Oysa ben emekli bir insanım.
Emekli maaşımdan başka hiçbir gelirim yok.
O gün cebime baktığımda yalnızca Gercüş’e dönüş yol param kalmıştı.
Ama yine de çocuklarımızın heyecanı için mücadele etmekten vazgeçmedim.
Çünkü mesele para değildi.
Mesele, çocuklarımızın gözlerindeki umuttu.
Mesele, onların geleceğine küçücük de olsa dokunabilmekti.
İşte tam bu noktada devletimizin iki kıymetli yöneticisini özellikle ayırmak istiyorum.
Dönemin Gercüş Kaymakamı Sayın Muhammed Öztaş ile Gercüş Belediye Başkanı Sayın Gündüz Günaydın, bu anlamlı etkinliğe kayıtsız kalmadılar.
Sağ olsunlar, yarışmayı kazanan çocuklarımız için üç bisiklet temin ederek onların mutluluğuna ortak oldular.
O gün çocuklarımızın yüzündeki tebessüm, bütün yorgunluğumu aldı.
Buradan kendilerine bir kez daha teşekkür ediyor, eğitime ve çocuklarımıza verdikleri destekten dolayı şükranlarımı sunuyorum.
Elbette görevini hakkıyla yapan, liyakatli, vicdan sahibi, halkına hizmet etmeyi makamdan üstün gören bütün belediye başkanlarını, kaymakamları, valileri ve yöneticileri de saygıyla selamlıyorum.
Bu yazı onların dışında kalan bir anlayışa yöneliktir.
Çünkü makamlar gelip geçicidir.
Asıl kalıcı olan, insanların gönlünde bırakılan izdir.
Bugün milyonlarca liralık yatırımlardan söz ediyoruz.
Büyük projeler açıklıyoruz.
Devasa binalar yapıyoruz.
Ama bazen bir çocuğun eğitimine yapılacak küçücük bir destek için elimiz cebimize gitmiyor.
İşte asıl düşünmemiz gereken nokta budur.
Çocuklar bizim geleceğimizdir.
Bugün destek vermediğimiz bir çocuk, yarın belki çok başarılı bir gazeteci, bir öğretmen, bir doktor, bir mühendis, bir bilim insanı olacaktır.
Belki de ülkemizi uluslararası alanda temsil edecek bir isim olacaktır.
Bir çocuğun hayaline dokunmak, geleceğe yapılan en büyük yatırımdır.
Keşke bunu hep birlikte başarabilsek…
Keşke makamlarımızı yalnızca protokolde oturmak için değil, çocuklarımızın geleceğini inşa etmek için kullanabilsek…
Keşke seçim meydanlarında verilen sözler, seçimden sonra da aynı samimiyetle yaşatılabilse…
Ben hâlâ inanıyorum.
Bu ülkenin vicdan sahibi insanları var.
Bu ülkenin paylaşmayı bilen iş insanları var.
Bu ülkenin çocuklarını kendi evladı gibi gören yöneticileri var.
Ancak daha fazla duyarlılığa ihtiyacımız olduğu da bir gerçektir.
Çünkü çocuklarımızın kaybedecek bir günü bile yoktur.
Son olarak bir kez daha sormak istiyorum:
Sorun gerçekten başkanlık koltuğunda mı?
Yoksa o koltuğa oturduktan sonra unutulan vicdanda mı?
Bu sorunun cevabını herkes kendi vicdanında arasın.
Çünkü makamlar bir gün sona erer.
Servetler de bir gün biter.
Fakat bir çocuğun kalbine bırakılan iyilik, nesiller boyunca yaşamaya devam eder.

Cemal Ahmet Peker hakkında 1314 makale
Gerçek haber yapmak haklının yanında olmak Haksızlığa fırsat vermemek.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*